english|
ana Sayfa
Hakkımızda
Yürütme Kurulu
Yasa Tasarısı Taslağı
Kurultay Sonuç Bildirisi
Haberler
Yayınlar
Bildiriler
Basın
İletişim
linkler

"ÖZGÜRLÜK ÖZERKLİK VE SANAT" PANEL/FORUM BASIN AÇIKLAMASI;


Sinema, plastik sanatlar, müzik, sahne sanatları, yazın, tasarım alanlarında faaliyet gösteren 76 sanat ve sanatçı kuruluşunu kapsayan“Özerk Sanat Konseyi” Yürütme Kurulu, 2009 yılında ülkemiz sanat ortamı ve duyarlı yurttaşlarımızla buluşarak, sanat ortamına yansıyan siyasal-toplumsal gelişmelere ilişkin kaygı ve düşüncelerini paylaşmaya çalışmaktadır. Bu kapsamdaki çalışmalarını 1995 yılından beri yapılan, sanat alanlarının sorunları ile “Türkiye Sanat Kurumu” yasa tasarısı taslağının gündemde olduğu “Sanatçılar Kurultayı” çalışmaları içinde ele alan 6.SANATÇILAR KURULTAYINA DOĞRU projesi kapsamı altında çeşitli toplantılar gerçekleştirmekte; Kurultaydan önce o yılın sanata yansıyan önemli bir sorununu gündemine alarak tartışmaya ve çözüm aramaya gayret etmektedir.

Bildiğiniz gibi geçen yılın en önemli sorunu olan Anayasa hazırlık çalışmalarının sanat hayatımıza yansımasının işlendiği YTÜ Oditoryumunda  “Anayasa ve Sanat” başlığı altında gerçekleştirdiğimiz Panel / Forum, bu kapsamdaki toplantıların ilkiydi. 12 Mart 2009 günü ikincisini Mimarlar Odası Yıldız Hizmet Binasında geniş bir katılımla gerçekleştirdiğimiz toplantının ana teması ise günümüzün en önemli konusu olan “Özgürlük, Özerklik ve Sanat” olarak gerçekleştirildi.

Özerk Sanat Konseyi Yürütme Kurulu’ muz 25 Haziran 2009 tarihinde sanat ve sanatçı kuruluşları ile T.C Kültür Bakanlığı’nın özgürlük ve özerklik konularını gündeme getirdiği bu günlerde “Özgürlük-Özerklik ve Sanat” Panel/Forumun özet çalışmasını kamuoyu ile paylaşmak amacıyla bir basın açıklaması yapma kararı almıştır.

 

Basın Açıklaması

25 Haziran 2009

Konseyimizin, ülke kapsamında özerk bir sanat kurumu oluşumunu hedefleyen
Türkiye Sanat Kurumu” yasa tasarısı taslağını kamuoyuna sunmasının ardından
düzenlediği bu ikinci panel /forum, gerek konuşmacıların üstünde durdukları geniş kapsamlı konular ve gerekse katılımcıların gösterdiği duyarlık açısından, çok verimli ve yararlı bir çalışma olarak değerlendirilmiştir.

Panelin açılışında; Canol Kocagöz, ÖSK Dönem Sekreteri ve Eyüp Muhcu evsahibi kurum TMMOB Mimarlar Odası İstanbul BK Şube Başkanı olarak toplantıyı açan kısa konuşmalar yaptılar. T.C. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın Almanya’da bulunmaları nedeniyle katılamadığını bildirerek Bakanlık adına İstanbul İl Müdürü Doçent Dr. Ahmet Emre Bilgili katıldı ve toplantı sürecinde bazı açıklamalarda bulundu.                                                                                                                           

Gülsüm Cengiz yönetimindeki “Sanatın Özerkliği ve ÖSK Deneyimi” başlıklı I.Oturumda,
ÖSK Dönem Sözcüsü olarak Yılmaz Onay, ÖSK’nin ilkeleşmiş görüşlerini özetledikten sonra güncellik kazandığı için Devlet Tiyatroları, Opera, Bale, Senfoni, Şehir Tiyatroları, ödenekli statü kazanmış Belediye Tiyatroları gibi ödenekli kurumlarımızın ülkemiz düzeyinde taşıdıkları “özgün” önemini ve bu öneme ters düşercesine artırılan sorunlarını ayrıntılıca açıkladıktan sonra, (yasa tasarı taslağındaki özerk kurumca düzenlenecek modele göre özerk işleyişe kavuşturulmaları talebi saklı kalmak kaydıyla) hiç değilse şu andaki statülerinden (örneğin devlet memuru olma güvencesinden) bir adım geri gitmeksizin özenle korunmaları zorunluluğunu sergiledi. ÖSK’nin kuruluşundan bu yana emeği geçmiş önceki başkanlar olarak, Hüsamettin Koçan, Tamer Levent ile Cengiz Bektaş, geçmiş deneyimlerini ve bugüne bakışlarını dile getirdiler. Ayrıca Koçan, yalnızca eleştirme ve yakınmayla yetinilmeyip yapıcı proje sunumları yapmak gereğini dile getirdi ve bu çerçevede, sunulmuş olan yasa tasarı taslağının örnek olarak altını çizdi. Bektaş, güncel politik olaylarda da tavır koyma görüşünü belirtti ve Levent, “sanatçı” kavramındaki yanlış kullanımın hâlâ sorun olarak sürdüğünden yakındı.

Kubilay Önal yönetimindeki “Özgürlük ve Özerklik” başlıklı II. Oturumda,
Prof. Dr. Ülkü Azrak, sanatsal yaratış ve ifade özgürlüğü ile kamusal destek ve özerk işleyiş yönünden, mevcut anayasal haklar, bunların değerlendirilip genişletilmesi, gibi yaşamsal sorunlara ilişkin aydınlatıcı açıklamalar ve ufuk açıcı perspektifler getirdi. Av. Ünsal Piroğlu, yasa tasarısı taslağımıza hukukçu gözüyle de yaklaşarak taslağı olumlayan bir bakış getirdi ve böylece konsey olarak önem verdiğimiz taslağa değerli bir ikinci destek daha gelmiş oldu.

Fikret Terzi yönetimindeki “Forum” bölümünde ise, ÖSK’ni oluşturan sanat örgütlerinin her
daldaki temsilcileri, görüşleriyle çok değerli katkılar sağladılar: Daha bu sanat dallarının somutlanmasıyla da, “sanatçı” kavramına bir meslek adıymış gibi sığınmaya çalışan ticari icracıları yalanlarcasına, her dalı kendi meslek adıyla niteleyen konseyimiz, böylece o kavramın yanlış kullanılışının, artık sanat alanının değil, belki ancak tıp alanının bir konusu olabilecek kadar daraldığını ve sorun olmaktan çıktığını kanıtlıyordu.

Yazın Alanı”ndan TEB adına başkan Üstün Akmen, kendisi katılamadı ama görüşlerini yazılı olarak iletti ve Forum’a sunuldu. TYS adına başkan Enver Ercan, görüşlerini bizzat kendisi sergiledi. “Sahne Sanatları Alanından, TOMEB adına Orhan Kurtuldu ve İŞTİSAN adına Haşmet Zeybek birer konuşma yaparak görüşlerini dile getirdiler. “Plastik Sanatlar Alanı”ndan UPSD adına Bedri Baykam bizzat katılarak görüşlerini çalışmaya katarken SAN-ART adına Prof. Dr. Jale Erzen, kendisi gelemedi ama gönderdiği tebliğ, Forum’a sunuldu.

Sinema Alanı”ndan BSMB adına Hilmi Etikan; “Tasarım AlanındanSahne Tasarımcıları Derneği adına aynı zamanda ÖSK Sözcüsü de olan Evcimen Perçin ve  “Müzik Alanı”ndan MESAM adına Ali Rıza Binboğa, adı geçen sanat dallarından Forum’a değerli iletiler taşıdılar. “Karma Alan”dan Kültür-Sanat Sen adına Yavuz Demirkaya, kapsamlı bir incelemeye dayalı sunumuyla kültür-sanat emekçilerinin konumunu ve tavrını ifade ederken genelde sorunlara emek açısından bakışı formüle etti. Mizah Üretenler Derneği adına Ergin Gülen, görüşlere kendi özgün yorumu ile zenginlik kazandırdı, Nazım Hikmet Kültür Merkezi adına Orhan Aydın, politika ile sanat arasındaki organik ilintiyi, ÖSK özelinde ve sınıfsal açıdan dile getirdi.

Nihayet çok değerli genç sanatçı-öğrenci’lerden Işık Özçelik (heykel) ve Ezgi Bakçay (sinema), zaman sıkışıklığı nedeniyle yazık ki kısa tutmak zorunda kaldıkları konuşmalarında, konseyimizin tüm güçlüklere karşın sürdürdüğü çalışmaların asıl gençler içinde yankı bulduğunu ve gençler açısından ne kadar önemli olduğunu vurgulayarak ÖSK’ne en büyük armağanı sundular.

Heykeltıraş Meliha Sözeri’nin baştan sona sunumunu yaptığı “Özgürlük, Özerklik ve Sanat” Panel/Forumumuza, tanınmış müzisyenimiz Ömer Özgeç’in, yetiştirdiği genç bir değer olan Güneş Özgeç Yunak ile yaşattığı dört başı mamur dinleti “güzel sanat”ın noktasını koydu.

Sonuç olarak:

1-“Sanat” ve “Sanatçı” kavramlarına ilişkin süregelen tartışma, bu toplantıda noktalanacak düzeyde açıklığa kavuşmuştur. “Sanat”, imgelerle çalışan bir yaratıcı faaliyet alanı olarak, “bilim”, “hukuk”, “teknik”, vb. özgün ve genel bir kategoridir. Yasa Tasarısı Taslağımızda “sanatçı” ise şöyle tanımlanmıştır: “Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda sıralanan sanat dallarında ürün veren ya da icra eden yaratıcı ve yorumcular”.

2-ÖSK çatısı altında; Yazın (Edebiyat…), Sahne Sanatları (Tiyatro, Opera, Bale,
Dans…), Müzik (Klasik, Geleneksel, Popüler Müzik…), Görsel Sanatlar (Plastik
Sanatlar, Fotoğraf, Karikatür…), Tasarım (Grafik, Mimarlık, Endüstri ve Sahne Tasarımı…), Görsel-İşitsel Sanatlar (Sinema, TV, Elektronik Medya…) alanlarında kümelenen sanatçı örgütlenmelerinin ortak amacı; sanatçıların kendi üretimlerini özgürce geliştirebilmeleri için özerk bir örgütlenme modelini ülkemizde hayata geçirmektir.

3-Bu anlamda ÖSK'nın tüm çabasının iki vazgeçilmez olguya dayandığı:

a-Sanat alanına kamu desteğinin tüm uygar dünya uygulamalarında olduğu gibi olmazsa olmaz koşul olduğu,

b-Sanat alanında özerk işleyişin yine tüm uygar dünyada uygulandığı gibi bir zorunluluk olduğu, bir kez daha doğrulanarak, kamu desteği olmaksızın özgürlük iddiasında bulunmanın, pratikte piyasa hegemonyasının esiri olmak ve hem kendini, hem de toplumu aldatmak sonucunu doğurduğu,

c-Özerklik olmadığında ise sanatsal özgürlüğün yara aldığı,

d-Bu her iki olgunun da, sanatın ve sanatçının insanlığa karşı sorumluluğunun diyalektik bütünleyicileri olmakla, birinin ötekineasla feda edilemeyeceği, her ikisinin birlikte var olmasının kaçınılmaz zorunluluk olduğu, bir kez daha vurgulanmıştır.

4-Çünkü, sermayenin kurallarıyla işleyen sanat yapılanması (kültür endüstrisi) içerisinde tüm sanatçıların, özellikle genç sanatçıların kendini oluşturma ve geliştirme şansı giderek azalmaktadır. Bu anlamda sanatçılar, ancak örgütlü bir güç odağı oluşturduğuna talepleri bir baskı unsuru olabilecek ve sanatçı olarak yaşayabilme haklarını geri alabileceklerdir. Kendilerini yeniden sanatsal yaratıya yönlendirebilmek için gereken yaratıcı emeğin karşılığını alabileceklerdir.

5- Kuşkusuz bu talep, kamu yararının unutulduğu bir ülkenin barınma hakkı, sağlık hakkı, eğitim hakkı ve yaşama hakkı mücadelesiyle paralel olarak sürdürülmelidir. Bugün her türlü yönlendirmeye karşın, düşüncelerimizi, bedenlerimizi, geleceğimizi esaretten kurtarmak için sanata ihtiyacımız artmaktadır. Toplumsal hayata, mücadele ve eylem biçimlerine, düşüncelere ve inançlara, insana en yakışan biçimi sanatçılardan başka kim verebilir? Yıkıcılığa karşı yaratıcılığı, ölüme karşı yaşamı sanatçılardan başka kim savunabilir?

 

76 SANAT  VE SANATÇI   KURULUŞLARI ADINA
ÖZERK SANAT KONSEYİ YÜRÜTME KURULU


©2009